trendy
MODADAN DEĞİL, TARZDAN YANAYSANIZ,
TAM SİZE GÖRE BİR ADRES

STAR OF THE NİGHT HAUTE COUTURE MODAEVİ

Hem mektepli hem alaylı terzi modacı Özlem Dizdar, genç yaşta başladığı işini; tüm enerjisini, eğitimini ve yaratıcılığını vererek yapıyor. Kendisi ile sıra dışı ve özel olarak tanımladığı tarzı, özenli tasarımları ve dikişi üzerine konuştuk…

TL: Star of the Night Haute Couture’de verdiğiniz hizmetten bahsedebilir miyiz? Müşteriniz burada tam olarak neler bulur?

ÖD: Öncelikle modacılık dendiğinde; gelinlik, abiye gibi özel parçaların tasarımı akla geliyor. Ancak ben; etek, pantolon gibi günlük kıyafetleri de tasarlıyorum; yani terzi usulü çalışıyorum. Gelinlik ve abiye diktiğim için kendime modacı demek istemiyorum, terzi modacı tanımlaması daha uygun geliyor.

Burada müşterime en basit parçalardan en özel parçalara kadar hizmet veriyorum. Spordan abiyeye kadar, benden talep edilen her türlü ürün üzerinde çalışıyorum.

TL: Tasarlama ve dikme işine nasıl başladınız?

ÖD: Annem dikiş dikerdi. Dikiş makinesinin sesiyle büyüdüm ben. Annem dikiş dikerken, ben de annemin yanında oturur; bebeğime kıyafetler dikerdim. İlk öğretmenim annemdir yani, kendisi de enstitü mezunudur.

Dikişi annemden öğrendiğim kadar, eğitimimle de perçinledim. Önce Selçuk Kız Meslek Lisesi’ne gittim. Liseden mezun olunca, Beyoğlu Kız Teknik Olgunlaşma Enstitüsü’ne devam ettim ve burada gerçekten çok iyi bir eğitim aldım. Mediha Yener Stilistlik Kursu’nda da tasarımımı geliştirdim.

Enstitü biter bitmez; annem beni Rumeli Caddesi’nde bulunan Faize Sevim Modaevi’ne götürdü. “Sevim hanım bu kızın eti senin kemiği benim” dedi. Böylece iş hayatına atıldım.

TL: Yani siz hem mektepli hem alaylısınız?

ÖD: Sanırım öyle oldu, tümüyle işin içindeydim.

TL: Sonra nasıl devam ettiniz?

Faize Sevim Hanım’ın yanından ayrıldıktan sonra bir süre Yıldırım Mayruk’la çalıştım. Sonrasında 1987’de Büyük Çekmece’de annemle birlikte Ana-Kız Modaevi adında bir modaevi açtık. Büyük Çekmece o zaman bugünün Nişantaşı’sı gibiydi. Her semtten müşterimiz vardı ve çok tanındık. Sonra Nişantaşı’nda bir moda evi daha açtık. Hem Büyük Çekmece’yi hem de Nişantaşı’nı birlikte yürütmeye başladık. Nişantaşı’ndaki müşterilerimiz bizden park ve ulaşım sorunu yüzünden Anadolu Yakası’na gelmemizi istediler. Sonunda annem Ayfer Dizdar Maltepe’de Grand House Modaevi adıyla; bende burada yani Kadıköy’de yeni yerlerimize yerleştik.

Bu dönemler içinde Cemil İpekçi’de çalıştım. Burada çalışmam da hem dikişime hem tasarımıma çok şey kattı.
TL: Çalışmalarınızda stiliniz nedir? Muhakkak müşterinizin isteğine göre çalışıyorsunuz ama sizin kendinize ait çizginiz nasıldır?

ÖD: Ben sanırım biraz uçlarda çalışıyorum. Resimlerimde de görebilirsiniz; farklı ve göze batan detayları seviyorum. Görünüşte çok sakin bir insanım ama içimde çok büyük bir enerji var, hayal gücüm çok geniş. Bu anlamda Cemil İpekçi’yle çalışırken çok anlaşmıştım, kendimi ona çok yakın buluyorum.

Örneğin müşterim benden straplez ampir kulplu bir bluz istiyor. Ona bu bluzden Bahariye’de yüzlerce bulabileceğini söylüyorum. Ben sıradan çalışmalar yapmak istemiyorum. Birine bir gelinlik diktiğimde; içimdeki bütün enerjiyi ona akıtmış oluyorum; onun aynısından bir tane daha dikmiyorum.

TL: Moda’daki görüşünüz nedir?

ÖD: Moda; her şeyden önce kişiye yakışandır bence. İnsanları moda konusunda çok bilinçsiz buluyorum; özellikle gençleri. Eski zamanlarda her kadın terzilik bilirmiş; kendisine yakıştırıp dikermiş; ama günümüzde herkes konfeksiyona yönelmiş durumda. Moda neyse alınıp giyiliyor. Buraya da genç kızlarımız anneleri ile geldiklerinde daha çok anlaşıyoruz. Kafanızdakileri dikiş bilen insanlara daha rahat ifade edebiliyorsunuz.

Bir de maalesef bugünlerde bilen bilmeyen herkes moda evi açıyor. Birkaç gelinlik dikmiş herkes “ben modacıyım” diyor. Moda konusunda hem terzi hem de müşteri bilgisiz olduğunda; maalesef güzel şeyler ortaya çıkmıyor.

Müşterilerim bazen benden vücut tiplerine hiç uymayacak modeller istiyorlar. Mesela çok geniş omuzlu insanlara bantlı modeller tavsiye edilmiş. Bu yanlıştır, geniş omuzlu insanlar straplez modelini daha iyi taşırlar. Herkesin bir karakteristik özelliği; bir fizik tipi vardır. Ben müşterimin hem fizik tipine hem karakteristik özelliklerine uygun kıyafetler tasarlamaya çalışıyorum. Gelen müşterinin muhakkak bir fikri oluyor ama son şekli elbette ben veriyorum; onun mükemmel taşıyabileceği özel kıyafetler tasarlıyor ve dikiyorum.

TL: Dünyaca ünlü modacılardan favorileriniz; beğendikleriniz kimlerdir?

ÖD: Ferre, Donna Karan ve Valentino’yu sayabilirim.

TL: Üzerinde çalışmayı sevdiğiniz kumaşlar nelerdir?

ÖD: İpek tafta, Amerikan sateni gibi sıradan kumaşları zaten sürekli kullanıyorum, onlara elim yatkın ve alışkın. Ama Fransız dantelini çalışmayı çok seviyorum. Olgunlaşma Enstitüsü sayesinde danteli çok özel çalışırım, kesinlikle yan dikişleri göremezsiniz. Zaten zor olanı severim.

TL: 2005’de ağırlık verdiğiniz renkler ve modeller nelerdir?

ÖD: Abiyeyi çiçek desenine yöneltmeye çalışıyorum. Müşterilerim genelde abiye çalışmada moda olanı istiyor. Şu sıralar örneğin tüm özel günlerde mürdüm giyiliyor. Ama ben bu sene abiyede bahar gibi renklerle çalışmayı tercih ediyorum.

© 2010 Gelinlik - Gelinlik Modelleri - Nişanlık